| Semra YEŞİL | ||
|
AMAN ÖRDEKLERE DİKKAT LÜTFEN:) Üç kadın arkadaş bir kaza sonucu aynı anda hayatlarını kaybedip > cennete giderler. Cennetin kapısında onları karşılayan melek \\\'Bizim > burada uymanız gereken tek kural var.. O da ördeklere dikkat edin > sakın üstlerine > basmayın\\\' der. Sonra kapı açılır üç kadın cennete girerler. Gerçekten > de etrafta ördek doludur. Üstlerine basmamak adeta imkansızdır. Dikkat > etmesine rağmen kadınlardan biri kazayla bir ördeğin üstüne basar. > Hemen Cebrail belirir.Yanında son derece çirkin bir adam vardır. > Kadını kolundan adama kelepçeler ve \\\'Ördeğin üstüne basmanın cezası > olarak sonsuza kadar bu çirkin adamla kelepçeli olarak yaşayacaksın\\\' > der.İkinci gün > kadınlardan biri yine kazayla bir ördeğin üstüne basar ve Cebrail > anından yanında çok çirkin bir adamla gelip onları kadına ceza olarak > birbirlerine kelepçeler. Üçüncü kadının gözü bu olaylardan çok korkar. > Diğerlerinin > akıbetine uğramamak ve sonsuza kadar çirkin bir adama kelepçelenip > yaşamamak için her attığı adıma acayip dikkat etmeye başlar. Aradan > aylar geçer ve hiç bir ördeğin üstüne basmaz. Derken bir gün Cebrail > belirir. > Bu kez yanında boylu poslu inanılmaz derecede yakışıklı bir adam > vardır Cebrail hiçbir şey söylemeden yakışıklı adamla kadını > kelepçeler ve yine birşey söylemeden çeker gider. Kadın artık > mutluluktan uçmaktadır.O > güne kadar gördüğü en yakışıklı adamla kelepçelenmiştir. Adama döner > ve: \\\'Ben acaba ne yaptım da sonsuza kadar senin gibi güzel bir adamla > birlikte olmayı hak ettim\\\' der. Adam suratı asık bir şekilde yanıt > verir: \\\"Vallahi seni bilmem ama ben az önce bir ördeğin üstüne bastım 18-03-2008 12:19 |
||
| Ali Zincir | ||
|
Papaz, ölmek üzere olan adamın üzerine eğilerek: \\\"Ölmeden önce şeytanı ve onun kötülüklerini lanetle\\\" der. Ancak adamdan ses çıkmaz. Papaz gene: \\\"Ölmeden önce şeytanı ve onun kötülüklerini lanetle\\\" der demesine ama adamdan gene ses çıkmaz. Papaz iyice sinirlenir: \\\"Neden şeytanı ve kötülüklerini lanetlemiyorsun be adam?\\\" Adam yanıtlar: \\\"NEREYE GİDECEĞİMİ BİLMEDEN KİMSE HAKKINDA YORUM YAPMAK İSTEMİYORUM!\\\" 20-02-2008 10:38 |
||
| En sık duyduğumuz yalanlar | ||
|
* Hallederiz. * Yarın tamam. * Hiç acıtmayacak. * Yüzünü gören cennetlik. * Abi , abla zahmet olmuş. * Telefon numaran silinmiş ,eski telefonda kayıtlıymış. * Şimdi ben de seni arayacaktım. * İsterseniz parasını verelim. * Orijinal yedek parcası. * Burada torpil geçmez. * Girilmez levhasını görmedim. * Yemeğe kalın. * Çok üzüldüm ya. * Her bedene uyar. * Davetliydik ama gitmedik. * Bu saaten sonra çağırsada gitmem. * Bu kızı kimler kimler istedi. * Herkese eşit zam yapıldı. * Hatırası var. * Herşeyin en iyisine layıksın. * Ben zaten böyle olacağını biliyordum. * Emrin olur. * Arkasından değil, burada olsun yüzüne de söylerim. * Bir kereden birşey çıkmaz. * Bilsem söylemez miyim? * Ayip ettin valla kimseye soylemem * Kolay gelsin herkese, * Aradım valla yoktun... 15-02-2008 01:53 |
||
| yelen | ||
|
Ünlü güftekâr ve tamburî Osman Nihat Beyefendi çapkınlığı ile pek meşhurmuş. Ankara\\\\\\\'da bulunduğu sıralarda güzel bir günde Kızılay\\\\\\\'a doğru yürümekte iken hemen önü sıra da çok güzel endâmlı, alımlı, çalımlı bir bayan yürüyormuş. Osman Nihat Bey kadına biraz yaklaşarak başlamış dil dökmeye: - Aman Ya Rabbi! Ne güzel endamınız var! Şu belin inceliğine bakın. Ya saçların omuzlara dökülüşü. Kadın omuzunun üzerinden arkasına söyle bir bakıp, kafasını çevirmiş ve de sinirli sinirli yoluna devam etmiş. Fakat Osman Nihat Bey kadının peşini bırakmamış ve dil dökmeye devam etmiş: - Bacaklarınızın güzelliği, keklik gibi sekisiniz ne de hoş... Sizinle birlikte olmak her halde hayata bedeldir...\\\\\\\" Ve daha neler ne dil dökmeler. .. Tam bu sırada Kızılay Meydanı\\\\\\\' na yaklaşmışlar. Dört yol ağzına ve polisin olduğu yere geldiklerinde kadın bütün sinirli haliyle Osman Nihat Bey\\\\\\\'e dönerek: -Şimdi polise veririm! Deyince: Osman Nihat, masumane bir tavır takınıp, ses tonunu yumuşatarak - Aman hanımefendi, ben bir saattir yalvarıyorum. Niye polise?< 29-01-2008 11:09 |
||
| Ali Zincir | ||
|
*Türk kafile bir uçakta yurt dışına gidiyormuş. Pilot aniden hostesleri çağırmış ve demis ki:\'Uçak düşmek üzere. Tüm yolculara atlamalarını söyleyin. Şu anda deniz uzerindeyiz ve denize cok yakin uçuyorum, atlarlarsa kurtulma şansları var ama atlamazlarsa herkes ölecek!\'Tabii böyle bir şeyi insanlara yaptırmak çok zormuş. Hosteslerden en akıllısı düşünmüş taşınmış, herkese uygun bir dille anlatılırsa uçaktan atlamalari sağlanır diye karar vermis ve ilk olarak Amerikalı kafilenin yanına gitmiş: \'Sayin yolcularımız; üzerinde bulunduğumuz alan Japonlarin arastırma laboratuarlarıyla kaplı. Eğer oraya ulasırsanız tüm Japon teknolojisi Sırlarını kaparsınız! Bütün Amerikalılar kosarak cıkışa gitmiş ve atlamış; Sonra hostes Ingilizlere yönelmis: \'Sayin yolcularimiz şu anda dunyanın en geniş ve verimli sömürgeleri üzerindeyiz; eğer hemen el koyarsanız sonsuza dek sizin olurlar!\' Bütün Ingilizler hevesle atlamış; Sıra Fransızlara gelmiş. Hostes: \'Bayanlar Baylar, affedersiniz rahatsız ediyorum; fakat rica etsem uçaktan atlar mısınız; simdiden teşekkür ederim demiş. Fransızlar: \'tabi, mersi!\' demis ve sırayla atlamıslar.! Hostes bu kez Almanlara yonelmis: \'Laaaan! Atlayin çabuk aşağı!\' diye bağırmış. Alman kafile \'heil\' demiş ve atlamış. Veee sıra gelmiş Türklereee. Hostes yandan yandan gülümseyerek ve koltuga hafif dayanarak şöyle demiş: \'Siz var yaaaa... buradan hayatta atlayamazsınız!!!\' 24-01-2008 19:48 |
||
| yüzünüzden gülücükler eksik olmasın | ||
|
Dünyanın en ünlü kalp doktoru De Bakey'ın arabası bozulmuş, arabasını tamire götürmüş. Tamirci arabasının kaputunu açmış ve De Bakey'e dönerek: - "Size birşey soracağım neredeyse ben ve siz aynı işleri yapıyoruz. Mesela ben şimdi itina ile kaputu açacağım bir bakışta problemin nerde olduğunu anlayacağım, kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse kabloları, motor yağını değiştireceğim, hatta çok gerekli ise motoru çıkarıp yerine yenisini takacağım!!. Söylesenize nasıl oluyorda siz milyon dolarlar kazanıyorsunuz ama ben meteliğe kurşun atıyorum?" Bunun üzerine De Bakey tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş: - "BUNLARIN HEPSİNİ MOTOR ÇALIŞIYORKEN YAPMAYI DENESENİZE!!!" 04-01-2008 16:29 |
||
| yüzünüzden gülücükler eksik olmasın | ||
|
Adam ölür ve öbür dünyada sorgusu baslar : - Hiç içki içtin mi? - Aman efendim... - Kumar oynadin mi - Aman efendim... - Kadinlarla aran nasildi? - Aman efendim, ben kim çapkinlik kim. Cebrail dönüp bagirir: - Oradan bir çift kanat getirin! Adam çok sevinir : - Melek oluyorum, degil mi efendim? der. Cebrail cevaplar: - Hayir kaz oluyorsun :)))) 04-01-2008 16:13 |
||
| cem canönde | ||
|
Tayyip'e sormuslar 'Istediginiz duzeni saglarsaniz para olacak mi ?' 'Revizyonistlere gore olmayacak, dogmatiklere gore olacak. Biz soruna diyalektik acidan yaklasiyoruz 'Kiminin olacak, kiminin olmayacak' |
||
| cem canönde | ||
|
Tayyip Cin'e ziyarete gidince Cin Basbakanina sormus: 'Cin'de senden nefret eden kac kisi var?' 'Fazla degil,yaklasik 60 milyon' 'Eh, bizde de benden nefret edenler yaklasik o kadar' |
||
| cem canönde | ||
|
Bulent ARINC, Fatih CEKIRGE ve Hakan SUKUR dagda kaybolmuslar. Bir turlu yollarini bulamiyorlar. Hava kararmak uzere ve cok siddetli bir tipi var. Tam donacaklar, bir ev gormusler. Hemen kapiyi calmislar, yasli bir adam cikmis, ``Bu gece burada kalabilir miyiz? Yoksa donacagiz' 'Tamam, kalin ama iki kisi evde yatabilir, digeri ahirda yatacak, evde yer yok' Kabul etmisler ve ahirda kimin yatacagini kararlastirmak icin ahirin onune gelmisler. Once Hakan SUKUR girmis; 10 saniye sonra cikmis 'Burada inek var, ben yatamam!' Sonra Fatih CEKIRGE girmis; 10 saniye sonra cikmis 'Burada inek var, ben yatamam!' En son Bulent ARINC girmis; 10 saniye sonra INEK disari cikmis 'Burada ARINC var, ben yatamam!' |
||
| cem canönde | ||
|
Sehit cenazelerine karsilamak icin Anadolu illerinden birine giden Tayyip top atisiyla selamlanmis. Ikinci atistan sonra yasli bir kadin polise sormus: 'Niye ates ediyorlar,evladim?' Polis aciklamis:'Tayyip geldi de...' 'Vah, vah... ilk atista isabet ettiremediler demek...' |
||
| cem canönde | ||
|
Tayyip akil hastanesinde konusma yapiyormus. Bir kisi disinda dinleyicilerin tumu alkislamis. Tayyip, alkislamayan kisiye donerek, 'Siz nicin alkislamiyorsunuz' diye sormus. Adam yanitlamis: 'Ben hastabakiciyim' |
||
| cem canönde | ||
|
AKP'nin kurulus yildonumu torenleri sirasinda bir ihtiyar tasidigi pankartla ilgi cekmis. 'Cocuklugumuzu bize bagislayan Tayyip'e tesekkurler!!' Ihtiyari sorguya cekmisler... 'Sen kiminle alay ediyorsun? Sen cocukken Tayyip henuz dogmamisti bile...' 'Iste onun icin tesekkur ediyorum ya!...' |
||
| cem canönde | ||
|
Birisi Taksim'de duvara bir metrelik harflerle Tayyip Kafasizdir' yazmis. Adama 10 yil ceza vermisler. Bir yili, kamu malina zarar vermekten, dokuz yili da devlet sirrini aciklamaktan. |
||
| bebek gibi:) | ||
|
Bebek gibi Huzurevinin bahçesinde iki tonton yaşlı adam bir banka oturmuş laflıyorlar, -Aaah ah.. yaş oldu 73.. elim ayağım tutmuyor, her tarafım ağrıyor.. benle aynı yaşta değil misin ya sen kendini nasıl hissediyorsun? -Yeni doğmuş bir bebek gibi.. - A aa? Nasıl yani? - Kafada saç yok, ağızda diş yok, galiba az önce de altıma yaptım.... |
||
| . | ||
|
cumhuriyet kurulduktan sonraki yıllarda,izmirde yabancı devlet adamlarınında katıldığı bir balo yapılır.temek servisi sırasında,garsonlardan biri yemeği ingiliz kralının üzerine döker.garson utanır,kral sinirlenir,ATATÜRK krala ustaca ve asil bir cevap verir.biz bu millete her şeyi öğrettik ama UŞAK olmayı öğretemedik.! |
||
| yüzünüzden gülücükler eksik olmasın | ||
|
Genç adam yaşlı karı-kocanın evlerine misafir olur. 75 yaşındaki amca karısından bir fincan daha çay isterken "Çiçeğim, bir bardak daha verir misin?" der. Sonra da "peteğim, hiç şekersiz lütfen" diye ekler.Kendisine 65 yaşındaki tatlı karısının getirdiği tavşan kanı çayı alırken de "bebeğim, sana çok zahmet oldu" diye ekler.Genç adam, yaşlı amcanın karısı *kullanıldığı sevgi sözcüklerinden çok etkilenir "Amcacığım, kaç yıllık evlisiniz?" diye sorar. Yaşlı ama dinç adam,"40 seneyi geçtik evladım" der. Genç adam: "Vallahi maşallah, Allah *muhabbetinizi arttırsın. Sürekli çiçeğim, peteğim, bebeğim gibi güzel sözlerle hitap ediyorsunuz galiba "Yanakları pembeleşmiş teyze "Doğru, birkaç yıldır hep bana böyle hitap ediyor" deyip mutfağa doğru yöneldiğinde yaşlı amca genç adamın kulağına doğru eğilerek: "Şiişşt,çaktırma, 2 sene önce adını unuttum, hala hatırlayamıyorum :) |
||
| zeki | ||
|
Bir gün Cennet'in kapıları şiddetle vurulmuş: -Güm Güm Güm !! İçeriden seslenmişler: -Kim o? Dışarıdan gök gürültüsü gibi bir ses: -Biz İstanbul?u fetheden Fatih'in yiğitleriyiz! İçeriden hoş geldiniz diyerek kapılar ardına kadar açılmış ve yiğitleri içeriye buyur etmişler. Her şey çok güzel gidiyormuş. Ta ki, 40 yıl geçinceye kadar. Bir gün kapılar yine şiddetle çalınmış: -Güm Güm Güm !!! İçeriden sormuşlar: -Kim o? Dışarıdan gök gürültüsü gibi bir ses: -Biz İstanbul?u fetheden Fatih'in yiğitleriyiz! İçeriden hemen cevaplamışlar: -Hadi len! Onlar 40 yıl önce geldi! Dışarıdan yine ses gelmiş: -Biz mehter takımıyız ancak geldik!!! |
||
| zeki | ||
|
Paraşütçü Temel TEMEL NATO'da havacı olarak askerliğini yapıyormuş. Komutan askerlere paraşütle nasıl atlanacağını öğretmiş; - Uçaktan atlayınca birinci ipi çekeceksiniz. Paraşüt açılmaz ise ikinci ipi çekeceksiniz. Yine açılmadı, o zaman Meryem Ana'ya dua edeceksiniz. Temel uçaktan atlar. Birinci ipi çeker paraşüt açılmaz, ikinci ipi çeker yine açılmaz. O sırada yere yavaş yavaş süzülen komutanının yanından geçerken sorar; - Komutanım, komutanım.. O karinin adi neydi? |
||
| yüzünüzden gülücükler eksik olmasin | ||
|
Dostlari olmali insanin Aynen gemilerin limanlari gibi Ugradigin, Yükünü bosalttigin Dalgalar dininceye kadar bekledigin koynunda. Sonra, açık denizlere ugurlamali seni Geri dönecegin günü bekleme umuduyla Bazen rüzgara o açmali yelkenini Yanagina konan bir öpücügün coskusuyla Halatlarini çözmeli Seni çok ama çok özlemeli. Dostlari olmali insanin Ermis, bilge, hayati ezbere okuyabilen Düsünmediklerini düsündüren Seni bir cambaz ipinde güvenle tutabilen Gerektiginde senin için atesi yutabilen Yolunu isitan ustan olmali Sekillendirmeyi ögretmeli hayatin çömlegini Sana vermeli soguk bir kis gününde Üzerindeki tek gömlegini... |
||
| yüzünüzden gülücükler eksik olmasin | ||
|
Köylü adamın biri iş icabı kasabaya inmiş. Dönerken karısına hediye olsun diyede bir ayna satın almış. Eve geldiğinde de daha önce hiç ayna görmeyen karısına aynayı vermiş. karısı aynaya bakınca ağlaya ağlaya anasının yanına koşmuş, ana ana bak oğlunun yaptığına bunca yıldan sonra üzerime kuma getirmiş diyerek aynayı anasına uzatmış. Anası aynaya bakınca "tü gözün kör olmasın damat bu karı hem yaşlı hem çirkin...)))) |
||
| Sadık Totuş | ||
|
98 dünyakupasını FRANSA milli takımının kanzandığını gören Fatih Terim hemen ilk uçakla fransaya fransanın hocasından taktik almaya gider.Fatih hoca,fransanın hocasına "ya hocam sız nasıl şampiyon oldunuz özel bir yöntem mi kullanıyosunuz" der. Bunun üzerine fransa milli takımını hocası "Yo hayır.Ben sadece futbolcularıma zeka testi uyguluyorum.Bakın" der ve Fransa milli takımında forma giyen Zidane ı yanına çağırır ve şöyle der "Zidane senin ananın babanın çocuğu ama kardeşin değil, kim bu?" der. Zidane da "Benim, hocam"der. Fatih Terim de aynı şeyi kendi futbolcularında uygalaya karar verir ve Istanbula geri dönüp Hakan Şükürü yanına çağırır ve "Hakan senin ananın babanın oğlu ama kardeşin değil,kim bu?" der, Hakan da "Hihi bi dakka hocam gidip bi Hagi ye sorayım hihi" der. Hagi ye gidip "Hagi senin ananın babanın oğlu ama kardeşin deil,Kim bu?" der Hagi de "benim tabiki" der. Bunun üzerine Hakan şükür Fatih hocaya döner ve "Hagiymiş hocam" der.. Fatih terimde"Saçmalama oglum ne hagi si.. Zidane" der.. |
||
| mizah değil nasihattir:) | ||
|
VAZGEÇMEYİN !!! Hintli bir adam suda bata çıka ilerlemeye çalışan bir akrep görür. Onu kurtarmaya karar verir ve parmağını uzatır ama akrep onu sokar. Hintli tekrar akrebi sudan kurtarmaya çalışır ama akrep onu tekrar sokar. Yakınlardaki başka birisi ona, onu sürekli sokmaya çalışan akrebi kurtarmaya çalışmaktan vazgeçmesini söyler. Ama Hintli adam şöyle der: "Sokmak akrebin doğasında vardır. Benim doğamda ise sevmek var. Neden sokmak akrebin doğasında var diye kendi doğamda olan sevmekten vazgeçeyim?" Sevmekten vazgeçmeyin. İyiliğinizden vazgeçmeyin. Etrafınızdaki insanlar sizi soksalar da? __________________ YARADILANI SEVİYORUM ; YARADANDAN ÖTÜRÜ... |
||
| Sadık Totuş | ||
|
Benim Bilyem Doktorun karşısına iki küçük çocuk gelmiş. Çocuklardan biri: -Bir bilye yuttum. Onu çıkarmanızı istiyorum. "Peki" demiş doktor.Öteki çocuğa sormuş: -Ya sen ne istiyorsun? -Onun yuttuğu bilye benim de, almaya geldim... |
||
| hsıla | ||
|
HIRSIZ POLIS Her halde garajda hirsiz var, asagidan sesler geliyor der. Adam camdan sessizce disari bakar ve: -Evet, der. Disarida iki kisi var ve bizim esyalari goturuyorlar... Derhal polise telefon eder.. - Alo memur bey... Su anda iki hirsiz var ve garajdan esyalarimizi caliyorlar. Acele araba gonderin, der. Bunun uzerine polis: - Evin icindeler mi? diye sorar. - Hayir der adam. Garajdalar... - Tamam o zaman icerden kapilari iyice kilitleyin ve ses cikarmadan evde bekleyin. Arabamiz oldugunda gondeririz, cunku su anda butun arabalar gorevde... Adam iki dakika sonra polise tekrar telefon eder. - Biraz once size garajda hirsiz var diye telefon etmistim ya... - Evet! - Ikisini de vurdum!.. Iki dakika gecmeden bir suru polis arabasi ve bir de ambulans gelir ve hirsizlari sucustu yakalarlar. Polisin biri adama yanasir: - Hani adamlari vurdum demistiniz? - Hani siz de su anda arabamiz yok demistiniz |
||
| SILA | ||
|
Padişahın biri: - Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim!, demiş. Yalancılar, hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana; 1.Yalancı: - Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü. Padişah: - Bunun neresi yalan?. Kuş kartaldır, arslan da kuzu kadar minik bir yavru. Kaptı mı götürür tabii! 2.Yalancı: - Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar. Padişah: - Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüş. Taç da pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Taç kimin kafasındaysa, kral odur tabii! 3.Yalancı: - Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri döndü! Padişah: - Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir. Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha bu yalandır dedirtememiş. Sıra Keloğlan'a gelmiş; - Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın. Şimdi geri almaya geldim. Yalandır dersen ödülümü ver. Yalan değil dersen borcunu öde! |
||
| ferdi | ||
|
Çalarken.. Soruyorlar: --Neyzen,çalarken mi neselenirsin,yoksa neseli oldugun zaman mi çalarsin? Maliye Bakani hakkinda yolsuzluk dedikodularinin dolastigi bir dönemdir. Neyzen: " Maliye Vekili degilim ki,çalarken zevk alayim ".... |
||
| mursallı | ||
| adamın biri falcıya gider el falı baktırmak için elini açar falcı ele bakar bakmaz yüzü bembeyaz olur adam sorar ne oldu falcı sen türkiyenin felaketine sebep olacak bir iş yapacaksın der adam morali bozuk bir şekilde intihar etmeye karar verir tren raylarına doğru ilerler tren raylarının yanında boş arazide çocuklar top oynamaktadır top tren raylarına doğru gitmektedir arkasındanda bir çocuk adam durumu farkeder son anda çocuğu kurtarır oğlum neden dikkat etmiyorsun senin adın ne bakayım RECEP TAYYİP amca | ||
| Sadık Totus | ||
|
Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1 m. kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar. Kimyacı, "adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış"; fizikçi, "adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş"; jeolog, "burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanin taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangin olasılığını azaltmayı amaçlamış"; matematikçi, "sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış"; antropolog, "adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş". Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar., Adam cevap verir: - "BORU YETMEDİ." - |
||
| ali özdoğan | ||
|
Jim ile Mary akıl hastanesinde iki hastadır. Bir gün hastanenin yüzme havuzunun etrafında dolaşırken Jim aniden suya atlayıp en dibe batar. Bunu gören Mary hemen ardından atlar ve dibe kadar yüzüp Jim'i kurtarır. Tabii Mary'nin bu kahramanca davranışı hastanede olay olur. Bunu duyan başhekim de Mary'nin artık iyileştiğini düşünüp, hastaneden derhal taburcu edilmesi emrini verir. İşlemler yapılır, belgeler çıkartılır, Başhekim ayni gün Mary'nin yanına gider: -Mary, sana bir iyi bir de kötü haberim var. İyi haberim, yaptığın kahramanca davranıştan ötürü anladık ki akli dengen tamamen yerinde ve böylece hastanemizden taburcu oluyorsun. Kötü habere gelince, kurtardığın hasta, Jim, intihar etmiş. Az önce odasının banyosunda kendisini asmış bulundu. - Mary gayet sakin yanıt verir: ?O intihar falan etmedi ki. Ben onu astım kurusun diye. ? |
||